6 Mart 2017 Pazartesi

ince bel

üç ölçek yüz alabilir miyim oradan. ya da üç kişi uzatır mısınız şuradan. üç farklı hayatı hapsedebilir misiniz bir bedene. üç ile sınırlandırılabilir mi bir yaşam. üçe bu kadar takma sebebim. hisler. düşünceler. ve söylenenler. burayı biraz açıklamam gerekecek. hisler ile düşünceler. son derece ne dediği anlaşılır şeyler olsa da. söylenenleri dışa vurum gibi düşünün. bu konuşarak olabilir. bakarak olabilir. hiçbir şey yapmadan durarak olabilir. göz kırpmak dahi. ve kafa sallamak dahil. yaza da bilirsin. resim çizdin diyelim. o da olumlu. sanatın her türü. ifadenin her şeklini söylemenin içine sokabiliriz. 


adama sordular ve yine bir soruyla başladı her şey. beğendin mi. neden beğenmeyeyim ki. ya da beğenmem önemli mi. siz uğraşmaya devam edin. beni ölçüt olarak görmeyin. hayır olamaz diyerek ısrar edecek oldu diğeri. sonuçta bunlar ileride birilerinin beğenisine sunulacak. senden başlamış olalım. fena mı. neden fena olsun ki. hem benim beğenime siz sunamazsınız bir şeyi. ancak ben sunarım kendi beğenime. o sadece benim sözümü dinler. tamam öyleyse. sun bakalım beğenine. beğenecek mi. şu an kendisi biraz meşgul. daha sonra tekrar deneyelim mi. beğenmedin mi yani. hayır onunla alakası yok. şu an değerlendirme yapamayacak durumda anlamıyor musun. anlıyorum ama ufak da olsa fikrini söyleyemez misin. ufak fikirlerle uğraşmayın derim. sağlam ve kapsayıcı olanları dert edinin. ukala mısın sen biraz. bilmem. olabilirim aslında. fakat bu konudaki fikirlerinizi umursamıyorum. kendimi sunmak gibi bir gayretim yok. sunum için değil de hissetmek için yaşıyorum.tam da bu sırada odadaki dördüncü kişi dayanamadı. tabloyu eline aldığı gibi yere attı. başkaları için değil de kendimiz için bir şeyler yapmaya başlama vaktimiz geldi arkadaşlar dedi. diğer ikisi ne yapıyorsun diye kızmaya başlamıştı bile. emek verdik biz ona emek. ne olmuş emek verdiysek. boşa mı gitti sanıyorsunuz. kendimiz için bir şeyler yapma gerekliliğini anlamamız için emek vermemiz gerekiyormuş diyerek çıkıştı bu defa da. sahiden anlıyor musunuz bunu. anladık be tamam. sanki bir tek siz mi anlatabiliyorsunuz bir şeyler. bire karşı üç olan durum. ikiye karşı hiç olarak devam ediyordu. hiçliği gördüğümde tanırım. yeterince baktım ben hiçliğe. beğenilmek arzusuyla yapılan şey ellerinden alındığında geriye kalan hiçlikten bahsediyorum. karşımda dikilen hücre yığınından değil.


sinirler tam kıvamında gerilmişti. akordu yerinde bir ortam vardı. tartışmaya başlamak için. sinirleri akort etmek gerekiyordu. dozu kaçmadan. tadında. verim alınabilecek bir tartışma için yapılması gerekenler bunlarla sınırlı olmasa da yalnızca denk düşmek üzerine kurulu bir topluluk için yapılabileceklerin sınırı bu denli dardı. öncesinde ne olduğunu. kimin kendine ne kattığını. bir cümleden ne anlayabileceğini bilmek kolay değildi. zor da değildi. mümkünden uzak imkansıza daha yakın. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder